Blog Widget by LinkWithin
alternatif rock etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
alternatif rock etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

"Love hurts, but sometimes it's a good hurt."

4 Ekim 2010 Pazartesi | | 0 yorum






çok direndim bu şarkıyı yazmıyim diye çünkü bi sürü blogda gördüm bunu ama dayanamadım artık çünkü ben de çok seviyorum ayrıca da burası benim bloğum istediğimi yazarım. - bi huh smile 'ım eksik resmen. 0-6 yaş-her neyse bu şarkı için saçmalamaya mahal vermek istemiyorum çünkü baya baya seviyorum.
Incubus'un en güzel şarkısı mı Love Hurts? galiba evet. diğerlerinin da hakkını yemek istemiyorum. şarkının başı nasıl başlıyor öyle aman tanrım demek istiyorum bi orda. yavaş yavaş sarıyo şarkı sizi. sonra da esir ediyo kendine.bi bakıyosunuz ki shuffle'a kaç kez dinlemişsiniz siz şaşıyosunuz. sözleri biraz arabesk kabulumdür. ama iyi gidiyo yahu müzikle.birazda mazoşistçe mesela"Love Hurts, but sometimes it's good hurt, and it feels like i'm alive." kısmı. ama gel gör ki şarkının öyle bi kısmı var ki bence burda sözler muhteşem. yazayım hemen.
"Sometimes when i'm alone i wonder
Is there a spell that i'm an under
Keeping me from seeing the real thing."
Incubus Amerika'nın California eyaletinde kurulmuş bi alternatif rock müziği grubu. şu anki üyeleri Brandon Boyd vokal gitar ve perküsyonda, Mike Einziger baş gitarist , piyano ve geri vokalde, Jose Pasillas davulda ve perküsyonda, Chris Kilmore klavyede, Ben Kenney bass gitar ve geri vokalde. Love Hurts'de 2006 'da çıkan 8.stüdyo albümleri Light Grenades' den.
sözleri, çevirisi ve ekşi sözlük yorumları için üstlerine tıklamanız yeterli.
aşmış bi şarkı bence.gerek melodisi gerekse arabesk ama etkileyici sözleriyle. Brandon sesi de artısı haliyle.benm susayım da şarkı konuşsun. iyi dinlemeler.


so come on!

13 Eylül 2010 Pazartesi | | 0 yorum



Muse MTV VMA 'da ödül alır da ben buraya Muse koymaz mıyım bir Muse delisi olarak -fan beni anlatmaya yetmez artık.- ?!(:
Uprising ile en iyi özel efektler ödülünü alan Muse 'dan şu anda Uprising 'i sizinle paylaşmam farzdır. (:






matt , matt, matt !
senin çalamadığın bir müzik aleti var mı allah aşkına ?!
bu şarkıda tabir yerindeyse gitarla oynaşman peki!






çevirisi için tıktık.


GELİN ARTIK TÜRKİYE 'YE N'OLUR !!! (:

iyi dinlemeler. :)


Braxton Parker

6 Haziran 2010 Pazar | | 5 yorum





































bu postum bir destek niteliğinde olucak açıkçası ve sizden nadide yorumlarınızı esirgememenizi istiyorum. özellikle ingilizce olarak. :)
aylar önce laptopım servisteyken teee Amerikalardan :)) bi mail almıştım. Braxton yeni şarkıları hakkında sizin görüşlerinizi almak istiyormuş. ondan fikirlerinizi ve yorumlarınızı esirgemezseniz çok sevinirim. buyrun burdan Braxton 'ın mailine ve şarkılarına bakalım. ben çok beğendim bakalım sizler neler düşüneceksiniz. :)

"Hi, my name is Braxton Parker. I'm a Philadelphia-based singer/songwriter. I came across your blog and thought I'd submit some Mp3's for you to check out.

We have local radio support, "Not Yet" is on 93.3 WMMR's local comp and is getting airtime. Another song, "City Lights," is played on 104.5 FM's local show. I've been reviewed on Bill's Music Blog and have had my material played on XYrocks and TPN's The Rock Show. Feel free to contact me with anyone questions/comments....

"City Lights"

"Not Yet"

Thanks for your time "

For Braxton ; sorry about delaying. :|
i like your songs and i believe everyone likes these songs :)
good luck ! :)

Beautiful Days

23 Mayıs 2010 Pazar | | 0 yorum










bu aralar sürekli radyo eksen dinlemekteyim. e haliyle milyonlarca da (!) güzel şarkı keşfetmekteyim. şakası bi yana ya nasıl olur da ben bu şarkıyı bugüne kadar duymamışım ve nasıl olurda bu müzikten mahrum kalmışım dediğim çok oluyor. onlardan biride Belçikalı grup Venus ve şarkıları " Beautiful Days " .


Duyduğum anda aşık olduğum şarkılardan biri kendisi. ritmin ne denli hoşuma gittiğini anlatmam imkansız. sözleri de fena değil hani. :)


Venus 1997 yılında Belçika 'da Brüksel 'de kurulmuş bir grup. 2007 yılında da ayrılıyolar. ama bu 10 yıla kalitesi hiçte azımsanmıycak şarkılar bırakmışlar. ki 3 gündür hatim etmekteyim :)


Beautiful Days size tanıdık geliyorsa Immortel filminin sonunda duymuş olabilirsiniz ya da Pegout 3008 reklamından.


seveceğinizi umuyorum. iyi dinlemeler. :)







-neutron star collision 'ın videosunu değiştirip official videosunu ekledim. Twilight ve Muse severlere duyrulur :) -







beklediğine değmek! Muse naparsa sevmek değil tapmak.

18 Mayıs 2010 Salı | | 0 yorum






piyano aşkım fazlasıyla aşikar artık. Matt 'in sesine olan aşkımı belirtmem de saçma olur heralde :))

müziğini çok beğendim. aslında biraz diğer Muse şarkılarına benzemiyor değil müziği ama olsun :)

sözlerini de bayıldığımı söylemeden geçemiycem. neyse artık ben susuyim Muse konuşsun.

benim kadar seveceğinizi düşünüyorum. hoş ben Muse napsa dinlerim ya neyse.
iyi dinlemeler. =)



sözler için tık tık.


"i can't take my mind off of you..."

14 Mayıs 2010 Cuma | | 2 yorum



benim Jude Law hayranlığımı dünya alem biliyo heralde. bugün bu şarkıyı sırf kendileri görüntülerde var diye paylaşmak istiyorum sizinle. ha sevmem mi severim elbette. hele ki depresif modumdaysam loopa al dinle.
neyden mi bahsediyorum Damien Rice ve The Blower 's Daughter. yani benim için Closer bazıları içinse Dawsons Creek i hatırlatan şarkı.

Closer 'ın başında Jude Law ve Natalie Portman birbirlerine doğru yavaş çekimde yürürlerken arka fonda bu şarkının çalması bana daha da çok sevdirir bu şarkıyı. Hele ki sonunda çalarken noluyo ya bana, niye böyle sersemledim ben diye düşünüyosanız şaşırmayın. deyim yerindeyse kaba bi tabirle de olsa insanı mala bağlar. :|

aşkın gerçeğidir aslında bu şarkı. "cant take my eyes off of you " ve "i can't take my mind off of you" derken en sonunda " 'til i find somebody new " demesi her şeyi açıklar herhalde.

Damien Rice 7 Aralık 1973 İrlanda doğumlu. müziğe juniper adlı bi grupta başladı. ama bu grup beraber hiç albüm çıkarmadı. şu anda benim bildiğim Damien Rice 'ın 4 albümü var. yanlış biliyosam affola.



sanırım gidip bir kez daha Closer 'ı izliycem. :))



çevirisi ve ekşi sözlük yorumları için üzerlerine birer tık tık.
biraz depresif ama seviceğinizi umuyorum. iyi dinlemeler. =)

17 Mayıs gelsin !

11 Mayıs 2010 Salı | | 1 yorum


evet bi an önce gelsin. şurda kaç gün var sanki demeyin dün aldığım haberden beri sabredemiyorum.

Muse yeni bir şarkıyla geliyor çünkü. Twilight serisinin her filminde olduğu gibi Eclipse 'de de Matt ' in sesini duyacağız. şarkının adı "Neutron Star Collision" ya da "Love is Forever" . şu an için sadece 8 saniyelik preview 'u koyabiliyorum maalesef. ama 17 Mayıs 'ta kesinlikle tamamıyle burda.


8 saniyelik piyano tınısı bile yetti beni heycanlandırmaya. =)

bunu dinleyemiyoruz en azından New Moon soundtrack ' i " I Belong To You " ile o zamana kadar yetinmeye çalışalım.



"immerse your soul in love..."

22 Şubat 2010 Pazartesi | | 0 yorum


ah Thom Yorke sen insanları öldürmeye mi çalışıyorsun?! gerçekten bitmiş, hayata karşı sinirlenmiş bi haldeyken Coldplay ve Radiohead dinlenmemesi gerektiğini bilsem de bu adama dayanamıyorum. Hele ki Street Spirit 'e. nasıl sözler , nasıl bi müzik en önemlisi nasıl bi ses! kimse bu adamın varisi olamaz.




daha fazla söze gerek yok bence hele ki böyle bi klipten sonra. zaten şimdiye kadar depresyona girmediyseniz klipten sonra girebilirsiniz.



çeviri için tık tık.
ekşi sözlük yorumları için tık tık.

Street Spirit, Radiohead'in 95 yılında çıkardığı The Bends albümünün kapanış şarkısı. adını Fade Out diye görürseniz şaşırmayın. bahsedilen bu şarkının ta kendisidir.

"Street Spirit" en saf şarkımız, onu ben yazmadım. O kendisini yazdı. Biz sadece onun elçileri, biyolojik katalizörleriyiz. Şarkının özü benim için tam bir muamma ve birdaha hiç bu kadar ümitten yoksun bir şarkı sözü yazmam heralde. En hüzünlü şarkılarımızın bile içinde bir yerde bir maksat vardır. Street Spirit'in amacı yok. O sonunda ışık olmayan karanlık bir tünel. O, kendisini sadece melodinin sesinin tanımlayabildiği, çok acıtan tüm trajik hisleri temsil ediyor. Hepimizin şarkıyla başetmede bir yöntemleri var. Buna ayırma deniyor. Özellikle ben; duygusal radarımı bu şarkıdan ayırıyorum, yoksa çalamam. Yarılırım. Sahnede yığılıveririm. Sözlerinin anlaşılır bir anlamının olmamasının, birkaç mini-hikâyeden veya görüntüden oluşmasının sebebi budur. Müziğin ve şarkı sözlerinin birlikte oluşturduğu duygusal bütünlüğü ifade etmesi için müziğin içine imgeler yerleştirdim. "bir gün bunların hepsini hepten yutacaksın" derken anlatılan budur. Duygusal bütünlüğü kastettim, çünkü içimdeki duyguyu ifade ettirmedim. Parçalara ayrılırdım. Hayranlarımız şerkının kendilerini delip geçmesine izin vermekte benden daha cesur, ya da belki de ne dinlediklerini bilmiyorlar. Street Spirit'in, ne kadar uğraşılırsa uğraşılsın, son gülenin o olacağını bilerek kahrolası şeytanın gözlerinin içine bakmak hakkında olduğunu anlamıyorlar. Ve bu gerçek, ve doğru. İstisnasız her şartta son gülen şeytan olacak, ve bunun hakkında fazla düşünürsem çatlarım. Bu şarkıyla duygusal olarak başa çıkabilen hayranlarımızın olduğuna inanamıyorum. Şarkının ne hakkında olduğunu bilmediklerime kani olmamın sebebi budur. Bundan dolayı onu konserlerin sonuna doğru çalıyoruz. Şarkı beni deliyor, ve sarsıyor, ve her çalışımda çok kötü acıtıyor. Anlamına inat, tezahürat eden ve gülüşen binlerce insana bakmak, tıpkı köpeğinizi terk edecekken köpeğin kuyruğunu sallayarak duruşu gibi. Buna benziyor ve bu kalbimi kırıyor. Keşke şarkı bizi katalizör olarak seçmeseydi, ben onu istemiyorum. Çok şey istiyor. O şarkıyı ben yazmadım."
bu sözlerin hepsi Thom Yorke ' a ait. ne desem ne yazsam boş heralde bu laflardan sonra. en iyisi mi siz kendinizi benim kadar kaptırmayın şarkıya. nasıl olucak bilmiyorum ama. iyi dinlemeler.



"Nobody loves me..."

18 Ocak 2010 Pazartesi | | 7 yorum



çok az şarkı beni ilk dinlediğimde etkiler. ama Portishead 'in Sour Times 'ı başladığı anda beni yerime mıhladı. nasıl güzel bir başlangıçtır o öyle. ben de hissettirdiği duyguları tarif etmem imkansız.

Müziğin güzelliğine edilebilecek bi laf yok bence. üstüne de Beth Gibbons 'ın o buğulu sesi ve o sözler : "nobody loves me , it's true, not like you do..." sadece nakaratı değil harika olan. "who am i?,what and why? 'cause all i have left is my memories of yesterday " kısmına ne demeli. iyisimi sözleri ben toptan buraya koyuyim.


çevirisi için tık tık.
Portishead İngiliz Trip-Hop grubu. Grup 1991 de Geoff Barrow ve Beth Gibbons tarafından kuruldu. Adını Barrow 'un doğduğu sahil kasabasından aldı.Sour Times ise 1994 de çıkardıkları Dummy albümlerinden belki de en meşhur şarkıları.
burdan ekşi sözlük yorumlarına , burdan da klibine bakabilirsiniz.
benim özellikle şu aralar bayılarak dinlediğim bi şarkı. gerçekten seveceğinizi düşünüyorum.iyi dinlemeler.

Summer Son

11 Aralık 2009 Cuma | | 3 yorum



bayadır yazamıyorum maalesef bu biraz daha böyle gidecek gibi görünüyo.HP bilgisayarımı yapamadı ne yazık ki şimdi yeni bilgisayar bakıyorum.ama sizi şarkısız bırakmak istemiyorum.
bugünde arkadaşımdan aldım laptopu size yazıyim dedim.
dün oturuyodum çat diye bu şarkı aklıma geldi nerden geldiyse.bunu hemen blogumda paylaşmalıyım dedim. Texas 'ın Summer Son'ı ciddi anlamda çok güzel bi parça. 99da çıkmıştı galiba.  alternatif rock dinlemeye başladığımda ilk keşiflerimden biriydi bu şarkı ve hala hiç bıkmadan dinlerim. aslında biraz pop gibi ama çaktırma.
fazla bi şey yazamıyorum malum bilgisayar benim değil. amma velakin buyrun burdan sözler, burdan ekşi sözlük yorumları. 
yıllandıkça güzelleşiyor şarkı ya da ben büyüdükçe daha çok seviyorum. her neyse şarap gibi şarkı velhasıl. iyi dinlemeler.

-bu arada yarın ankaradakiler için If Performance Hall 'de Hacettepe IEEE partisi var. güzel olucak gibime geliyo. herkesi beklerim.-

" you may be a sinner but your innocence is mine. "

4 Kasım 2009 Çarşamba | | 3 yorum

bayadır yazamıyorum bi süre daha yazamıycamda bilgisayarım bakımda olduğu için.
Uprising'i kaçırdım ama Undisclosed Desires 'ı kaçırmıyim dedim.bir Muse delisi olarak ben beğendim.hoş Matt neyi söylese beğenebilcek kapasitedeyim bildiğiniz üzre.daha ayrıntılı yorumlarım laptopım gelince.ama sözlere bayıldım bunu söylemeden geçemiycem.

Undisclosed Desires 'ın klibi bugün çıktı. iç güveysinden hallice bence.bakalım siz beğenicek misiniz.iyi dinlemeler.



sözler için buraya tıktık.
çeviri için de buraya.
ekşi sözlük yorumlarına da bakıyim derseniz burdan efendim .

"if you never try, you 'll never know ..."

27 Eylül 2009 Pazar | | 1 yorum



Can Dündar'ın yazısını okuyorum sabah. kendimce tavır almıştım ona aslında okuymucaktım şu botta yakalanma mevzusundan sonra bananeyse. -evet fazla duygusal yaklaşımlar- neyse efendim ama dayanamadım bugün. çünkü gitmiş İngiltere 'de, Wembley 'de Coldplay'in konserini izlemiş bi de üstüne yazı yazmış. çok kıskandım velhasıl ben de Coldplay yazıcam dedim.
bi de şöyle bi olay var bu aralar The O.C. ye yeniden sarmış bulunuyorum. bi arkadaşım uzun bi zaman önce çekip vermişti ilk iki sezonunu. dün bitirdim 2. sezonu. ve sezon sonuna Fix You bu kadar cuk diye oturur. yukardan bi işaret var diye düşündüm Coldplay yazmalısın artık diye.
aslında en sevdiğim Coldplay şarkısı dersem yalan söylemiş olurum ama ilk 5 tedir. ki The O.C. deki o sahneden sonra yerini daha da sağlamlaştırmıştır benim gönlümde. sizler için de o sahneyi koyuyorum buraya.


Chris Martin Fix You 'yu Gwyneth Paltrow 'un babası öldüğünde yazmış. aslında bence Apple Martin 'i -kendisi Gwyneth Paltrow 'la olan kızları- düşünerek yazmış. ne olursa olsun iyi ki yapmış bu şarkıyı. onlar ne kadar güzel sözlerdir öyle. "when you get what you want but not what you need" ya da "when you lose something you can't replace" sözleriyle üzerinize ağır bi hüzün çöktürürken hatta "colud it be worse?" le bu hüzünü iyice tetiklerken şarkının sonunda "i will try to fix you" diyerek az da olsa umut vermiyo mu size de? tamam bence de hüzünlüyken dinlenildiğinde insanı yıkıyo falan ama gene de bi umut var. gene de olabilir diyosunuz. bu bayıldığım sözleri buraya koymalıyım diye düşünüyorum. evet koyuyorum. =)



çevirisi için de üstüne tıktık.
Coldplay öyle aman aman geçmişi olan bi grup değil yaklaşık 10 yıldır bu piyasadalar ama bence yerleri çok sağlam.
1996 da University Collage London 'da tanışan Chris Martin - gitar, piyano, vokal- ve Jonny Buckland -gitar- gruplarının ismini Pectoralz koyarlar. ertesi yıl Guy Berryman 'ın - bass gitar- kadroya dahil olmasıyla adları Starfish olarak değişir. son olarak Will Champion -davul- katılmasıyla Coldplay adını benimserler. Coldplay aslında alternatif rock müziği grubu ancak 2005te yayınladıkları Fix You 'nun da içinde bulunduğu 3. albümleri X&Y da ilk kez tarzında elektronik müzik türünden de özellikleri yansıttı.
şöyle de bi dipnot veriyim size X&Y 8.3 milyon satarak 2005 yılında en çok satılan albüm oldu. hakkıdır.
ekşi sözlük yorumları için üstüne tıklayalım.
klipte de Chris Martin 'i müziğin temposuyla önce yürürken sonra da koşarken görüyoruz. en son sahnede stadyumdaki insanların hep bir ağızdan şarkıyı söylemesini görüyoruz. benim tüylerim ürperdi. sizce de çok güzel düşünülmüş bi fikir değil midir? bakın izleyelim siz de bana hak vericeksiniz.


umarım benim kadar seven herkes Coldplay 'i bi gün canlı izleme şansına sahip olur. ve
"lights will guide you home
and ignite your bones
and i will try to fix you."
der giderim. iyi dinlemeler.


hep Muse yazsam olur mu ?

23 Eylül 2009 Çarşamba | | 4 yorum





benim için hiç zor olmaz hatta büyük bi zevkle de yazarım. siz ne dersiniz? =)

işin şakası bi yana Muse yazmak inanılmaz derecede keyif veriyo bana. hangi şarkısı olursa olsun. ama gelin görin ki hepsini seviyorum desem de favorilerim var tabii ki aralarında. o favorilerimden biri de New Born.
sakin başlayan bi intro sanki sakin devam edicekmiş gibi. amma velakin sonraki çıkışlarla Muse 'un en gaz şarkısı olmaya aday kıvama geliyo. bence iyi de oluyo. introya bittiğimi söylememe gerek yok heralde çünkü piyanonun beni benden aldığı aşikar. Matt gene döktürüyor. o nefes alışverişleri inanılmaz çekici bence. hele ki 03:30 gibi başlayan o muhteşem gitar solosuna dikkat çekmek istiyorum. evet adamlar müzik yapıyo.
Chris Wolstenholme bi röportajında muhtemelen üçümüzün de Origin of Symmetry albümündeki favorisi New Born çünkü canlı performans için birebir şarkı demiş.



Paul Oakenfeld de mixlemiş bu şarkıyı. bence hiç fena olmamış. ama asla aslıyla yarışamaz tabii.
sözler , çeviri ve ekşi sözlük yorumları için üstlerine birer tık.



unutmadan şarkının klibini de koyuyim. bence şarkının sözleriyle uyumlu. Zaten Matt Bellamy New Born teknolojinin hayatımıza girişiyle ilgili bi şarkı demiş bi açıklamasında. "link it to the world , link it to yourself " sözleriyle anlayabiliyoruz zaten.
bi ekşi sözlük yazarı bu şarkıiçin Muse' un özetidir demiş o kadar haklı ki. piyanoysa piyano solosu, gitarsa gitar solosu , e zaten Matt Bellamy her şeye yetiyo daha nolsun. belki bu Muse aşkım sizisıkıyo amanapiyim dayanamıyorum yazıyorum. Muse'u herkes sevsin istiyorum. -hayır bi anlaşmam yok kendileriyle.- iyi dinlemeler.

"the past will catch you up as you run faster"

13 Eylül 2009 Pazar | | 2 yorum



ne kadar doğru bir cümle değil mi, "ne kadar hızlı koşarsan koş geçmiş seni yakalayacak" ? kimi zaman geçmişimizden kaçmak isteriz ama öyle olaylar olur ki anlarız imkanı yok bunun. Placebo fanı değilimdir. arada bikaç sevdiğim şarkıları vardır onu dinlerim ama bu şarkı belkide en güzel şarkısı.
şarkının başlangıcındaki o gitar solosu ne şahanedir ve Brian Molko'nun ilk I Know deyişi.ki sözlerin güzelliğinde bahsetmeden edemiycem. "
you love the song but not the singer" diyerek sen aşkı istiyorsun onu sana yaşatacak olan aşığını demek istememiş midir? "you want the sin without sinner" 'la da bunu desteklememiş midir? bunu şarkıyı ilk dinleyişte değil bikaç defa daha dinledikten sonra fark ediyosun. sadece bu sözler bile yetebilirmiş şarkıya ama "i know, the past will catch up as you run faster." cümlesiyle şarkı buraya kadar bile yakalayamadıysa sizi burdan sonra yakalıyo.
Placebo 1994 yılında İngiltere'de Brian Molko ve Stefan Olsdal tarafından kurulmuş bir alternatif rock müziği grubu.Brian Molko vokal ve gitarda , Stefan Olsdal geri vokal , bass gitar ve klavyede bulunmaktadır.grubun 10 yıllık bateristi Steve Hewitt kişisel farklılıklardan dolayı 2007 yılında gruptan ayrılmıştır.davulda şu an Steve Forrest bulunmakta.I Know ise grupla aynı adı taşıyan 1996 'da çıkardıkları ilk albümleri Placebo'nun 7. parçası.



sözler buraya konulmalı diye düşündüm çünkü çok güzeller.çevirisi ve ekşi sözlük yorumları için üstlerine tıklamanız yeterli.
ben de dediğim gibi Placebo'yu çok seven bi insan değilim.en fazla 5 6 şarkısı.ama I Know çok farklı hepsi arasında. eminim ki siz de bi şeyler bulacaksınız bu şarkıda. en az benim kadar sevin istiyorum. iyi dinlemeler.

"everybody's changing and i don't feel the same."

11 Eylül 2009 Cuma | | 3 yorum



ne kadar güzel sözler.ne kadar gerçekler üstelik.herkes değişiyor ve aynı şekilde hissetmiyorum. bir şarkı size hem hüzün verip, hem de mutlu edebilir mi?cevabım evet.o zaman Keane Everybody's Changing 'i yazmanın tam zamanı.

Keane tam bana göre bi grup aslına bakarsanız.piyanoyu ana enstrüman olarak kullanan bi alternatif rock grubu.bu özellikleriyle şarkının başından sizi çekmeyi başarabiliyorlar.piyanonun o harika sesiyle başlayan şarkı , Tom Chaplin'in kadife sesiyle devam ediyor.ritimler öyle güzel, müzik öyle yerinde ki şarkıya kapılıp gitmemeniz imkansız.ve en son gelen o sözler bu şarkı için fazla konuşmamam gerektiğini gösteriyo.
"you're gone from here
and soon you will disappear
and fading into beautiful light
cause everybody's changing
and i don't feel the right."
Keane'in kurulumu için belli bir zaman veremeyiz çünkü Tom Chaplin ve Tim Rice-Oxley'nin küçük kardeşi aynı hastanede doğmuş ve anneleri arkadaş olmuş. okula giderken 3. üyeleri Richard Hughes ile tanışıyolar.gruba daha sonra Dominic Scott'ı alıyorlar.Tom Chaplin'in vokal olmasına başta Richard Hughes ve Dominic Scott karşı çıkmışlar ama şimdi görülüğü gibi o nadide kadife sesiyle harikalar yaratıyo.1997'de grup önce Lotus Eaters'dan Cherry Keane 'e çevrilir daha sonraysa kısaltılarak Keane olarak kalır adları.Dominic Scott gruptan ayrılır ve yerine basçı olarak şu anda da grupta olan Jesse Quin katılır.
2004'te ilk albümleri Hopes and Fears 'ı çıkarırlar ve Everybody's Changing de bu albümün ilk patlayan şarkısıdır.
Everybody's Changing dizilerin ünlü soundtracklerinden.gerek benim favori müzik bulma dizim One Tree Hill olsun gerekse Scrubs.her ikisi de bu güzelim şarkıyı kullanmışlardır fonda.
sözler , çeviri ve ekşi sözlük yorumları için üstlerine tıklayalım.
kliplerini çok seviyorum buraya koymazsam olmaz.



çoğunuz bu şarkıyı biliyosunuzdur ama yeniden dinlediğinizde ilk duyduğunuz anda ki hisleri uyandırıcak sizde de.sürekli dinleme isteği uyandıran bi şarkı ve yapılan bütün iyi yorumları fazlasıyla hakediyor.iyi dinlemeler.

"i never learned to live without regret."

9 Eylül 2009 Çarşamba | | 4 yorum



herkesin keşkeleri olmuştur yaşantısında, pişmanlıklarıda. gidenin arkasından keşke deriz hep.peki en güzel hangi şarkı anlatır bunu derseniz, Anathema Regret.

sözleriyle insan bi ürperir, müziğiyleyse zaten olay bitmiştir.klasik gitarla şarkıya giriş habercisidir Regret'in ne denli şahane olacağının.arkadan gelen melodi zaten sizi etkilemeye başlamıştır bile.Vincent Cavanagh'ın şarkıyı söylemeye başladığı an noluyo bana dersiniz.mükemmel bi şarkıdır ve hemen sizi içine alır, ya da siz içine girersiniz.kendinizi kötü hissediyosanız şu an, uyarıyorum dinlemeyin.daha da kötü olursunuz.en güçlü insanların bile bu şarkıda hüngür hüngür ağladığını biliyorum, demedi demeyin.
Anathema 'nın oluşumu 1990lara dayanır.Liverpollu bu gençlerin Pagan Angel ismini verdikleri bu grup, doom metal tarzlarıyla ilgi çekmeyi başarırlar.1991 yılında ilk demoları "An Iliad of Woes" çıkmasıyla birlikte isimlerini Anathema olarak değiştirirler.Anathema'nın Türkçe anlamı Tanrı'nın ya da klisenin lanetine uğramış, aforoz edilmiştir.
Regret Anathema'nın bence en iyi albümü olan Alternative 4'dan.bu albüm bana sorarsanız tarz olara alternatif rock yani Anathema metalden uzaklaşmış. Alterntive 4 zamanı grup üyeleri ise vokal Vincent Cavanagh, vokal ,klavye, gitar Daniel Cavanagh, bassta Duncon Patterson, bateride John Douglas yanlış hatırlamıyorsam.çünkü baya bi eleman değişikliği oldu bu grupta.
kendilerini canlı dinleme şansına ulaşmış bulunuyorum HÜROCK 2008'de.zaten senede bi kere tüm grup gelmese de Vincent Cavanagh gelir Ankara'ya.canlı dinlemeniz kesinlikle tavsiyemdir özellikle Regret ve One Last Goodbye'da -yazılacaktır buraya da- uçururlar sizi.Maalesef Angelica'yı daha canlı dinleyemedim ama onu da kısmetse seneye diyorum.
şarkının şahane sözleri ve çevirisi için üstlerine tıklayalım.ekşi sözlük yorumları için de buraya.
depresiftir, insanı mutsuz eder, bi çaldı mı hep çalsın istersiniz o ruh halinden kurtulmanız çok zor olur ama şahane şarkıdır.sevmeniz dileğiyle.iyi dinlemeler.

Sunburn

8 Eylül 2009 Salı | | 5 yorum



ankete baktım alternatif rock önde gidiyo, e bayadırda kendimi tutuyorum Muse yazmıyorum tam zamanıdır dedim.benim piyano aşkımı artık bilmeyen kalmadı heralde sağır sultan bile duydu.Muse aşkıma zaten diycek yok ikisi birleşince ortaya Sunburn gibi bi şaheser çıkarsa gel de dinleme.

sürekli dönüyo bu aralar hem bilgisayarımda, hem de dışardaysam ipodumda.şarkıya giriş bi defa başlı başına bi şey.ne güzel bi ritimdir o. hele ki bi yerde öyle mükemmel bi solo atmışlar ki-02:15 civarı başlıyo bu solo- insan kendinden geçiyo.nakaratlar arasında zaten Matthew Bellamy klavyeyi konuşturuyo diyebiliriz.kısacası mükemmel kelimesi az kalır bu şarkıyı tarif etmem için.bir Muse şaheseri olup çıkmıştır zaten.
Muse'un 3 elemanı okurlarken farklı gruplarda çalıyolarmış.sonra birleşme kararı almışlar.gruba ilk önce Gothic Plague, Fixed Penalty, Youngblood isimlerini vermişler.sonra 1994 yılında Rocket Baby Dolls ismiyle yerel bir müzik yarışmasında, sahnedeki her şeyi parçalayarak birinci olmuşlar.bunun üzerine 3'üde üniversiteye gitmekten vazgeçip müzik üstüne yönelmişler.ama Rocket Baby Dolls olarak başarıları fazla ileriye gidememiş ve şu anda da hepimizin bildiği Muse adını alıp kariyerlerine Showbiz adını verdikleri albümle başlangıç yapmışlar.Sunburn'de işte bu 4 ekim 1999'da çıkan Showbiz albümünün ilk parçası ama çıkış parçaları değil.
sözler ,çeviri ve şarkı hakkında yapılan ekşi sözlük yorumları için üzerlerine tıklayın.


bi de Timo Maas remixlemiştir bu şarkıyı.ben bi elektronik müzik sever olarak hiç beğenmedim açıkçası ama denemek isterim diyosanız buyrun yukarıya koydum dinleyebilirsiniz.
ayrıca Apple 'ında eskiden bi reklam müziği olmuştur bu nadide eser.izlemek için burayı tıklayalım.
gel gör ki şu ana kadar öv öv bitiremediğim bu şarkıya bu klip hiç olmuş mu?! tamam yıl 2000 olabilir teknoloji ilerlemedi falanda, ne kadar ilerlememiş olabilir ki bu teknoloji.bizi öyle güzel kliplere alıştıran Muse'dan beklenmiycek derece de saçma bi klip bence.
klip dışında klavyesidir, gitar solosudur, davuldaki ritimlerdir , tapılası sestir yani kısacası her şeyiyle mükemmel bi şarkı.Sunburn' ü sevmemek elde değil. umarım siz de benim kadar sevebilirsiniz.iyi dinlemeler.

Love Song

7 Eylül 2009 Pazartesi | | 2 yorum


aşk üzerine milyon tane şarkı yapılmıştır bugüne kadar ama hiçbiri -evet bu kadar net konuşuyorum.- The Cure'un Love Song' unda ki tadı vermemiştir bana.dinledikçe dinleyesi gelir insanın.hele de aşıksa.insanın sevdiceğine söyleyebileceği en güzel sözleri barındırmıyo mu bu şarkı?
zaten The Cure'u bilmeyen, dinlemeyen insanlar da bilir bu şarkıyı.Cure klasiğidir diyebiliriz.ama sevimli bi şarkıdır sözleriyle.müziğiyle her ne kadar depresif gelse de.ha depresif dedimse de laf etmek haddime değil mükemmel bi besteye sahip.ve ben de bayılırım bu mükemmel besteye.hele enstrümanların girişi , özellikle şarkının başında muhteşemdir.

Tori Amos durur mu hiç, gelmiş bu şarkıya da elini atmış.ama yapmasaymış keşke dedirtiyo bana.The Cure söylerken insan hissediyor ama Tori Amos için aynı şeyi söyliyemiycem.ben ki piyano delisiyim, bu şarkı piyanoyla ve Robert Smith'in sesiyle şahane olabilir diye düşünmüşümdür hep, ama Tori Amos yorumu
olmamış.bu şahsi fikrimdir siz beğenebilirsiniz, zevk meselesi.o yüzden buraya da koyuyorum sizin için.


bir de 50 First Date Türkçesiyle 50 İlk Öpücükte duymuşsunuzdur bu şarkıyı fakat 311 yorumuyla.bu coverı olmuştur bence başarılıdır fazlasıyla ama şarkının aslı The Cure derim hep.311 hakkında küçük bi bilgi vermem gerekirse 1988'de Amerika 'da kurulmuş alternatif rock, hip hop , ska, funk tarzlarında müzik yapan bi grup.
The Cure 'a gelicek olursak 70lerin sonunda kurulmuş asıl ününü 80lerin başına kazanmıştır.ününü kazanmasında solist Robert Smith'in melakonlik şarkı sözleri, şahane sesinin yanında kırmızı ruju, dağınık saçları, siyah göz makyajının da önemini yadsıyamayız.aslında İngiliz alternatif rock grubudur ama giyim kuşamdan dolayı gotik rock damgası yememişte değillerdir.Love Song'ta 1989'da çıkardıkları Disintegration albümünden. Disintegration uzun süre İngiltere ve Amerika listelerinde kalmayı başarmış çok hoş bi albüm.
beni benden alan sözler için buraya, çevirisi için de buraya alıyim sizi.ekşi sözlükte de bakıyim diyenler, burayı tıklayalım.enteresan klibi içinde buraya tıklayalım.
şarkıdan keyif alacağınız kesin.ama kimin yorumuyla olur onu bilemem.iyi dinlemeler.

I lost myself

5 Eylül 2009 Cumartesi | | 8 yorum



nasıl Radiohead yazmadığıma şaşırdım şöyle bi eski postlara bakınca.nasıl atlamışım ben bu zamana kadar Thom Yorke 'un sesiyle büyülediği en sevdiğim gruplardan birini.Radiohead 'le tanışmak için seçilebilecek en güzel şarkı Karma Police.kanaatimce en güzel şarkılarından biri.en güzel demiyorum Creep ve Karma Police arasında gidip gelmekteyim.

bu şarkıya ben ne desem az kalır.anlatamam ki Karma Police 'i ne kadar çok sevdiğimi, Thom Yorke'un sesinin güzelliğini, sözlerin ve müziğin cuk oturuşunu ve bende bıraktığı hüznü.ciddi anlamda kelimeler yetersiz kalır.en iyisi mi siz dinleyin.şarkı size anlatsın benim buraya yazamadıklarımı.
Radiohead 1986'da okul arkadaşları arasında kurulmuş bi grup.Thom Yorke ki kendisi bu şahane sesin sahibi insan grubun solisti aynı zamanda klavyede,ritim gitarda falan görebiliyoruz.Jonny Greenwood baş gitarist, Ed O'Brien gitar ve arka vokalde , Colin Greenwood bas gitarda, Phil Selway 'de davulda.hepsi de lisede beraber okumuşlar ama farklı sınıflarda.sadece cuma günleri hep beraber çalışma fırsatı bulabildiklerinden ilk ünlenmeye başladıklarında adları "On a Friday" yani "Bir Cuma Günü" ymüş.ama daha sonradan isimlerini Talking Heads grubunun Radio Head şarkısından etkilenip Radiohead yapmışlar.Karma Police 'te onları zirveye çıkaran albümleri OK Computer 'dan.
sözler ve çeviri için üstlerine tıklayalım.klibiyse sözler ve müzikle gayet uyumlu.Radiohead 'in şarkıları melankoliktir zaten klipte de bunu fazlasıyla hissediyosunuz.
ekşi sözlük bağlantısı da burdan.


bu şarkının bi de Panic At The Disco yorumu var ki o da şahane.koydum buraya. ona da bi göz atın derim ben.
o nasıl bir "i lost myself" deyiştir Thom Yorke.her seferinde farklı bi his uyandırıyosun insan bünyesinde.sizin de bu şarkıyı çok beğeneceğinizi düşünüyorum.iyi dinlemeler.

Travis'i sevmemek mümkün mü?!

31 Ağustos 2009 Pazartesi | | 4 yorum



gene One Tree Hill diycem siz de artık iyiki bi dizi izledin ha diyeceksiniz.ama o bana bi nimet bu şarkılar konusunda.ilk sezonunu izliyodum ve çoğu bölümünün bitişinde Re Offender vardı.bi yerlerde gömülü olan Travis aşkımı fazlasıyla dışarıya çıkardı.

şarkının başlangıcındaki ve bitişindeki gitar sololarına dikkat çekmek istiyorum.benim tüylerim diken diken oluyo ya sizinkiler?Francis Healy'nin -solistimiz- ses tonuna kim bi şey diyebilir ki zaten.sözleri egolarına yenilmiş bi insanı anlatmıyo mu ki klibini de öyle çekmişler.
Travis 1990 yılında İskoçya'da kurulmuş.vokal ve gitarda Francis Healy , gitar ,banjo ve klavyede Andy Dunlop, basta Douglas Payne, davulda Neil Primrose var.grubun esas söz yazarı ve bestecisi Francis Healy.Re Offender ise 2003'te çıkan 4.stüdyo albümleri 12 Memories 'in çıkış parçası.
klibi son derece sözlerle uyumlu çekilmiş.sahne arkası kavgalar sahne önünde müzik.oyunculukları son derece başarılı.


şimdi link zamanı.
hepsi emrinize amadeler.
güzel bi parça.benden size tavsiye ilk dinleyeşinizde ısınamazsanız bile tekrar tekrar dinleyin gittikçe seveceğinizi düşünüyorum.en azından ben de öyle oldu şimdi de en sevdiklerim arasında.iyi dinlemeler.