Blog Widget by LinkWithin

"immerse your soul in love..."

22 Şubat 2010 Pazartesi | | 0 yorum


ah Thom Yorke sen insanları öldürmeye mi çalışıyorsun?! gerçekten bitmiş, hayata karşı sinirlenmiş bi haldeyken Coldplay ve Radiohead dinlenmemesi gerektiğini bilsem de bu adama dayanamıyorum. Hele ki Street Spirit 'e. nasıl sözler , nasıl bi müzik en önemlisi nasıl bi ses! kimse bu adamın varisi olamaz.




daha fazla söze gerek yok bence hele ki böyle bi klipten sonra. zaten şimdiye kadar depresyona girmediyseniz klipten sonra girebilirsiniz.



çeviri için tık tık.
ekşi sözlük yorumları için tık tık.

Street Spirit, Radiohead'in 95 yılında çıkardığı The Bends albümünün kapanış şarkısı. adını Fade Out diye görürseniz şaşırmayın. bahsedilen bu şarkının ta kendisidir.

"Street Spirit" en saf şarkımız, onu ben yazmadım. O kendisini yazdı. Biz sadece onun elçileri, biyolojik katalizörleriyiz. Şarkının özü benim için tam bir muamma ve birdaha hiç bu kadar ümitten yoksun bir şarkı sözü yazmam heralde. En hüzünlü şarkılarımızın bile içinde bir yerde bir maksat vardır. Street Spirit'in amacı yok. O sonunda ışık olmayan karanlık bir tünel. O, kendisini sadece melodinin sesinin tanımlayabildiği, çok acıtan tüm trajik hisleri temsil ediyor. Hepimizin şarkıyla başetmede bir yöntemleri var. Buna ayırma deniyor. Özellikle ben; duygusal radarımı bu şarkıdan ayırıyorum, yoksa çalamam. Yarılırım. Sahnede yığılıveririm. Sözlerinin anlaşılır bir anlamının olmamasının, birkaç mini-hikâyeden veya görüntüden oluşmasının sebebi budur. Müziğin ve şarkı sözlerinin birlikte oluşturduğu duygusal bütünlüğü ifade etmesi için müziğin içine imgeler yerleştirdim. "bir gün bunların hepsini hepten yutacaksın" derken anlatılan budur. Duygusal bütünlüğü kastettim, çünkü içimdeki duyguyu ifade ettirmedim. Parçalara ayrılırdım. Hayranlarımız şerkının kendilerini delip geçmesine izin vermekte benden daha cesur, ya da belki de ne dinlediklerini bilmiyorlar. Street Spirit'in, ne kadar uğraşılırsa uğraşılsın, son gülenin o olacağını bilerek kahrolası şeytanın gözlerinin içine bakmak hakkında olduğunu anlamıyorlar. Ve bu gerçek, ve doğru. İstisnasız her şartta son gülen şeytan olacak, ve bunun hakkında fazla düşünürsem çatlarım. Bu şarkıyla duygusal olarak başa çıkabilen hayranlarımızın olduğuna inanamıyorum. Şarkının ne hakkında olduğunu bilmediklerime kani olmamın sebebi budur. Bundan dolayı onu konserlerin sonuna doğru çalıyoruz. Şarkı beni deliyor, ve sarsıyor, ve her çalışımda çok kötü acıtıyor. Anlamına inat, tezahürat eden ve gülüşen binlerce insana bakmak, tıpkı köpeğinizi terk edecekken köpeğin kuyruğunu sallayarak duruşu gibi. Buna benziyor ve bu kalbimi kırıyor. Keşke şarkı bizi katalizör olarak seçmeseydi, ben onu istemiyorum. Çok şey istiyor. O şarkıyı ben yazmadım."
bu sözlerin hepsi Thom Yorke ' a ait. ne desem ne yazsam boş heralde bu laflardan sonra. en iyisi mi siz kendinizi benim kadar kaptırmayın şarkıya. nasıl olucak bilmiyorum ama. iyi dinlemeler.



"Nobody loves me..."

18 Ocak 2010 Pazartesi | | 7 yorum



çok az şarkı beni ilk dinlediğimde etkiler. ama Portishead 'in Sour Times 'ı başladığı anda beni yerime mıhladı. nasıl güzel bir başlangıçtır o öyle. ben de hissettirdiği duyguları tarif etmem imkansız.

Müziğin güzelliğine edilebilecek bi laf yok bence. üstüne de Beth Gibbons 'ın o buğulu sesi ve o sözler : "nobody loves me , it's true, not like you do..." sadece nakaratı değil harika olan. "who am i?,what and why? 'cause all i have left is my memories of yesterday " kısmına ne demeli. iyisimi sözleri ben toptan buraya koyuyim.


çevirisi için tık tık.
Portishead İngiliz Trip-Hop grubu. Grup 1991 de Geoff Barrow ve Beth Gibbons tarafından kuruldu. Adını Barrow 'un doğduğu sahil kasabasından aldı.Sour Times ise 1994 de çıkardıkları Dummy albümlerinden belki de en meşhur şarkıları.
burdan ekşi sözlük yorumlarına , burdan da klibine bakabilirsiniz.
benim özellikle şu aralar bayılarak dinlediğim bi şarkı. gerçekten seveceğinizi düşünüyorum.iyi dinlemeler.

Pocketful of Sunshine

16 Ocak 2010 Cumartesi | | 1 yorum



The Ugly Truth belkide en sevdiğim romantik komedi. tabi bunda Gerard Butler 'ın rolü azımsanamayacak derecede fazla. ama o olmasada sevimli bi romantik komedi olurdu. şimdi asıl amacım filmden bahsetmek değil tabiiki. sinemada izlerken ne güzel şarkıymış bu, eve gidince bi şekilde tedarik etmeliyim diyip unuttuğum, daha sonra şunu bi dinlesene şahane bi şarkı diye arkadaşımın attığı ve şarkıyı dinleyince işte bu o dediğim Natasha Bedinfield 'ın Pocketful of Sunshine ' ı bugün sizlere de dinletmek istediğim şarkı.

o günden beri her sabah en az bi doz alıyorum bu şarkıyı. cidden insana neşe veren bi şarkı. ki ben güneş delisi bi insan olduğumdan şarkının sözlerinin içinde sunshine geçmesi bile yetiyo mutlu olmam için.
Natasha Anne Bedingfield 26 Kasım 1981 İngiltere doğumlu. nerden hatırlıyo olabilirim bu sesi diye düşüneniniz varsa Pantene reklamını hatırlamanız yeterli. fonda Natasha Bedingfield 'ın Unwritten 'ı var çünkü. -reklama bakmak isteyenler için üstüne tık tık.-Pocketful of Sunshine ise Natasha Bedingfield 'ın 2008 de çıkardığı albümüyle aynı ismi taşıyo.Amerika listelerinde 3.lüğe tırmanma başarısını göstermiş leziz bi şarkı.



işte The Ugly Truth ve Pocketful of Sunshine uyumu. bunu görmelisiniz diye düşündüm.
sözleri , çeviri , klibi ve ekşi sözlük yorumları için üstlerine birer tık.
seveceğinizi umut ettiğim çok eğleceli bi şarkı. heleki filmi izlediyseniz zaten eminim ki size benim gibi aramışsınızdır bu şarkıyı. iyi dinlemeler.

it's the final countdown

15 Ocak 2010 Cuma | | 0 yorum



evet final dönemimdeyim oturup ders çalışcağım yere buraya yazı yazıyorum. afferin bana(!) sonra neden bu dersten kaldım dememeliyim. neyse kaldı 2 tane diyelim.
"it's the final countdown " diyerek bugün hangi şarkıyı paylaşcağım fazlasıyla belli olsun. biliyorum alakası yok ama bu şarkı bana final dönemlerinde fazlasıyla gaz veriyo. aslında şarkının teması uzayda hayat var, gidiyoruz çok güzel olucak her şey falan. bi nevi Avatar olayı. Joey Tempest kendileri Europe 'ın vokali 1986 'da yazmış bu şarkıyı ama biz hala göremedik uzaydaki hayatı.
çok güzel şarkı sizde bi iki defa dinleyin cidden gaza gelirsiniz.
şarkının Children of Bodom ve Norther coverları mevcut. bana sorarsanız en güzel hali aslı, yani Europe 'ın söylediği. ama ben metal dinlerim diyosanız Norther ve Children Of Bodom arasındaki tercih size ait.
sözleri , çevirisi ve ekşi sözlük yorumları için üstlerine tıklamanız yeterli. burdan şarkının Norther coverına, burdan da Children Of Bodom coverını dinleyebilirsiniz. unutmadan bu şarkı Türk ezgileriyle coverlansaydı nasıl olurdu diye düşünüyosanız buyrun burdanda Dolapdere Big Gang 'in The Final Countdown yorumuna bakın.vokalde Işın Karaca var.
ama 80leri biraz olsun yad etmek için Europe 'ın konser performansını link vermek yerine buraya koymayı istiyorum.


finalleri olanlara başarılar. bu mükemmel şarkıdan benim gibi gaz almanız dileğiyle. iyi dinlemeler.


Summer Son

11 Aralık 2009 Cuma | | 3 yorum



bayadır yazamıyorum maalesef bu biraz daha böyle gidecek gibi görünüyo.HP bilgisayarımı yapamadı ne yazık ki şimdi yeni bilgisayar bakıyorum.ama sizi şarkısız bırakmak istemiyorum.
bugünde arkadaşımdan aldım laptopu size yazıyim dedim.
dün oturuyodum çat diye bu şarkı aklıma geldi nerden geldiyse.bunu hemen blogumda paylaşmalıyım dedim. Texas 'ın Summer Son'ı ciddi anlamda çok güzel bi parça. 99da çıkmıştı galiba.  alternatif rock dinlemeye başladığımda ilk keşiflerimden biriydi bu şarkı ve hala hiç bıkmadan dinlerim. aslında biraz pop gibi ama çaktırma.
fazla bi şey yazamıyorum malum bilgisayar benim değil. amma velakin buyrun burdan sözler, burdan ekşi sözlük yorumları. 
yıllandıkça güzelleşiyor şarkı ya da ben büyüdükçe daha çok seviyorum. her neyse şarap gibi şarkı velhasıl. iyi dinlemeler.

-bu arada yarın ankaradakiler için If Performance Hall 'de Hacettepe IEEE partisi var. güzel olucak gibime geliyo. herkesi beklerim.-

" you may be a sinner but your innocence is mine. "

4 Kasım 2009 Çarşamba | | 3 yorum

bayadır yazamıyorum bi süre daha yazamıycamda bilgisayarım bakımda olduğu için.
Uprising'i kaçırdım ama Undisclosed Desires 'ı kaçırmıyim dedim.bir Muse delisi olarak ben beğendim.hoş Matt neyi söylese beğenebilcek kapasitedeyim bildiğiniz üzre.daha ayrıntılı yorumlarım laptopım gelince.ama sözlere bayıldım bunu söylemeden geçemiycem.

Undisclosed Desires 'ın klibi bugün çıktı. iç güveysinden hallice bence.bakalım siz beğenicek misiniz.iyi dinlemeler.



sözler için buraya tıktık.
çeviri için de buraya.
ekşi sözlük yorumlarına da bakıyim derseniz burdan efendim .

"if you never try, you 'll never know ..."

27 Eylül 2009 Pazar | | 1 yorum



Can Dündar'ın yazısını okuyorum sabah. kendimce tavır almıştım ona aslında okuymucaktım şu botta yakalanma mevzusundan sonra bananeyse. -evet fazla duygusal yaklaşımlar- neyse efendim ama dayanamadım bugün. çünkü gitmiş İngiltere 'de, Wembley 'de Coldplay'in konserini izlemiş bi de üstüne yazı yazmış. çok kıskandım velhasıl ben de Coldplay yazıcam dedim.
bi de şöyle bi olay var bu aralar The O.C. ye yeniden sarmış bulunuyorum. bi arkadaşım uzun bi zaman önce çekip vermişti ilk iki sezonunu. dün bitirdim 2. sezonu. ve sezon sonuna Fix You bu kadar cuk diye oturur. yukardan bi işaret var diye düşündüm Coldplay yazmalısın artık diye.
aslında en sevdiğim Coldplay şarkısı dersem yalan söylemiş olurum ama ilk 5 tedir. ki The O.C. deki o sahneden sonra yerini daha da sağlamlaştırmıştır benim gönlümde. sizler için de o sahneyi koyuyorum buraya.


Chris Martin Fix You 'yu Gwyneth Paltrow 'un babası öldüğünde yazmış. aslında bence Apple Martin 'i -kendisi Gwyneth Paltrow 'la olan kızları- düşünerek yazmış. ne olursa olsun iyi ki yapmış bu şarkıyı. onlar ne kadar güzel sözlerdir öyle. "when you get what you want but not what you need" ya da "when you lose something you can't replace" sözleriyle üzerinize ağır bi hüzün çöktürürken hatta "colud it be worse?" le bu hüzünü iyice tetiklerken şarkının sonunda "i will try to fix you" diyerek az da olsa umut vermiyo mu size de? tamam bence de hüzünlüyken dinlenildiğinde insanı yıkıyo falan ama gene de bi umut var. gene de olabilir diyosunuz. bu bayıldığım sözleri buraya koymalıyım diye düşünüyorum. evet koyuyorum. =)



çevirisi için de üstüne tıktık.
Coldplay öyle aman aman geçmişi olan bi grup değil yaklaşık 10 yıldır bu piyasadalar ama bence yerleri çok sağlam.
1996 da University Collage London 'da tanışan Chris Martin - gitar, piyano, vokal- ve Jonny Buckland -gitar- gruplarının ismini Pectoralz koyarlar. ertesi yıl Guy Berryman 'ın - bass gitar- kadroya dahil olmasıyla adları Starfish olarak değişir. son olarak Will Champion -davul- katılmasıyla Coldplay adını benimserler. Coldplay aslında alternatif rock müziği grubu ancak 2005te yayınladıkları Fix You 'nun da içinde bulunduğu 3. albümleri X&Y da ilk kez tarzında elektronik müzik türünden de özellikleri yansıttı.
şöyle de bi dipnot veriyim size X&Y 8.3 milyon satarak 2005 yılında en çok satılan albüm oldu. hakkıdır.
ekşi sözlük yorumları için üstüne tıklayalım.
klipte de Chris Martin 'i müziğin temposuyla önce yürürken sonra da koşarken görüyoruz. en son sahnede stadyumdaki insanların hep bir ağızdan şarkıyı söylemesini görüyoruz. benim tüylerim ürperdi. sizce de çok güzel düşünülmüş bi fikir değil midir? bakın izleyelim siz de bana hak vericeksiniz.


umarım benim kadar seven herkes Coldplay 'i bi gün canlı izleme şansına sahip olur. ve
"lights will guide you home
and ignite your bones
and i will try to fix you."
der giderim. iyi dinlemeler.